Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
28 Nisan 2011
ÇALIŞMA SÜRELERİ, 1 MAYIS VE BİR BAKAN

Pazar günü 1 Mayıs; işçinin, emekçinin bayramı; uluslararası dayanışma günü.

ÇALIŞMA SÜRELERİ, 1 MAYIS VE BİR BAKAN

       Pazar günü 1 Mayıs; işçinin, emekçinin bayramı; uluslararası dayanışma günü. 1 Mayıs 8 saatlik işgünü ve çalışma sürelerinin kısaltılması mücadelesiyle özdeşleşmiş bir gün.

       19. yüzyılın ağır çalışma koşullarına ve uzun çalışma sürelerine karşı işçi sınıfının, sendikaların, sol ve sosyalist partilerin yürüttükleri uzun soluklu mücadelenin adı 1 Mayıs.

       Çalışma koşullarının insanileştirilmesi ve çalışma sürelerinin düşürülmesi günümüzde de sendikaların ve sol-sosyalist partilerin en önemli hedeflerinden biri. 1995’te uzun grevlerle sağcı hükümeti deviren Fransız sendikaları 35 saatlik çalışma haftası talebiyle sosyalistleri desteklemiş ve sonuç almışlardı.

       Bugün bazı batılı kapitalist ülkelerde çalışma süreleri 40 saatin altına düşmüş durumda. Ancak pek çok ülkede yasal olarak 8 saatlik işgünü kabul edilmiş olsa da fiili çalışma sürelerinin 19. yüzyılı aratmayacak kadar uzun olduğu biliniyor. Bu yüzden sendikaların ve sosyalistlerin herkesin çalışması için herkesin daha az çalışmasına yönelik talebi güncelliğini ve önemini koruyor. Bu durum Türkiye için de geçerli günlük çalışma süresinin 7,5 haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğu Türkiye’de fiili çalışma sürelerinin çok daha fazla olduğu biliniyor.

       Sendikasız ve kayıtsız işçiler arasında yürütülen kapsamlı bir saha çalışmasına göre sendikalı işçilerin haftalık ortalama çalışma süresi 40-50, sendikasız-sigortalı işçilerin 55 ve sendikasız-sigortasız işçilerin 59 saat (Buğra, Adaman ve Insel, Boğaziçi Üniversitesi, 2004). Bu veriler hükümet tarafından da doğrulanmaktadır.

       Devlet Bakanı Babacan ortalama haftalık çalışma süresinin 59 saat olduğunu belirterek bunun OECD ülkeleri içinde en uzun çalışma süresi olduğunu itiraf etmiştir (Capital, Şubat 2011). Dolayısıyla yasal çalışma süresi 7,5 saat olsa da, 19. Yüzyılda uğruna büyük mücadeleler verilen ve 1919 Versay Antlaşması ile uluslararası bağlayıcılık kazanan 8 saatlik işgünü Türkiye için hâlâ çok uzak.

       Çalışma sürelerinin kısaltılması yoluyla ek istihdam sağlanması, daha kısa çalışarak daha fazla insan insana iş sağlanması tartışması Türkiye’de yeni bir tartışma değil.

       Profesör Kuvvet Lordoğlu yıllar önce konuyu ele almıştı (Birikim, sayı 62,1994). Sendikaların bu yönde talepleri olmuştu. Geçtiğimiz günlerde haftalık çalışma süresinin kısaltılması konusu yeniden gündeme geldi. Fakat bu kez ilginç bir yerden geldi öneri.

       Şubat ayında "insanlarımız haftada 59 saat değil, 49 saat çalışsa haftada ortalama yüzde 16 ilave istihdam anlamına gelir. Türkiye’de yüzde 16 ilave istihdam, işsizliğin sıfıra yaklaşması demektir" diyen Bakan Babacan birkaç gün önce farklı rakamlarla da olsa çalışma sürelerinin kısaltılmasından tekrar dem vurdu. Babacan çalışma saatlerinin 49 saatten 45 saate inmesi durumunda işsizlik oranlarının 5 puan aşağıya çekilebileceğini söyledi (Sabah, 22 Nisan 2011).

       Bakanın bu önerisi basında hayli yankı buldu. Ne olmuştu, neoliberal iktisat politikalarının istikrarlı savunucusu Babacan sosyalist mi oluvermişti? Yıllardır sendikaların ve sosyalistlerin dile getirdiği hedefleri mi sahiplenmişti? Aslında dikkatle bakıldığında bakanın önerisinin yeni bir unsur içermediği ve çalışma sürelerinin kısaltılmasını hedeflemediği anlaşılıyor, öncelikle Babacan’ın ortalama çalışma süreleri konusunda kafasının karışık olduğu anlaşılıyor. İki ay önce 59 saat, şimdi 49 saat diyor. Hangisini dikkate almalı? Aslında Babacan haftalık yasal çalışma saatlerinin indirilmesinden söz etmiyor. Bakanın hedefi yasal çalışma sürelerini düşürmek değil; işverenlerden mevcut işçileri yasal sınırlara yakın çalıştırarak ek istihdam sağlamalarını rica ediyor.

       Tıpkı Başbakanın "TOBB üyeleri birer kişi daha alsın, işsizlik çözülsün" önerisi gibi tuhaf bir öneri bu. Bir yaptırımı yoksa sermeye neden böyle davransın! İşçilerin yasal çalışma süreleri dışında çalıştırılmaları suç. Ancak uygulamada, özellikle sendikasız işyerlerinde bu kuralın işlemediği ve keyfi çalışma süreleri uygulandığı biliniyor. Bu yüzden çalışma süresi 60 saate yaklaşıyor. Bunu denetlemekle ve önlemekle yükümlü olan hükümet. Ancak Babacan’ın konuşmasından anlıyoruz ki hükümet bunu sağlay(a)mıyor  ve işçileri daha az çalıştırmaları için işverenlere ricada bulunuyor. Neyse mesele açıklığa kavuştu. Verilmiş sadakamız varmış; "muhafazakâr ileri demokrasiden sonra bir de "muhafazakâr sosyalist" bakan şokunu kaldıramazdık!

       Çalışma süreleri kısaltılmak isteniyorsa önce yasal haftalık çalışma süresi 45 saatten 40 saate, 35 saate indirilmelidir. Ve bu yasal çalışma sürelerine uyulması sağlanmalıdır. Bunu yapmadan işverenlere rica ederek çalışma sürelerin düşürülmesi hayaldir. Öte yandan çalışma süreleri konusunda hükümetin kafasının oldukça karışık olduğu anlaşılıyor.

       Babacan işverenlerden çalışma sürelerinin azaltılmasını rica ederken, kabine arkadaşı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise 25 Aralık 2010 tarihinde Tes-lş Sendikası Genel Kurulunda yaptığı konuşmada işçilere "gelişmekte olan ülke olarak 16-18 saate kadar çalışacağız" diyordu…

       Pazar günü 1 Mayıs. Çalışma sürelerinin kısaltılması hedefi hâlâ acil. Ve bu talebin taşıyıcıları ve omuzlayıcıları 150 yıl önce olduğu gibi yine işçiler, sendikalar ve sosyalistler.

       İşçinin, emekçinin bayramı kutlu olsun!

DİĞER HABERLER
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?

Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için gerekli olan kaynaklar Türkiye’de mevcuttur. Bu kaynakların temini ve halkçılık ve kamuculuk (devletçilik) ilkeleri temelinde, planlı bir ekonomiyle ve halkın bu sürece etkili bir biçimde katılımını sağlayacak demokratik ortamda kullanılması, Türkiye ekonomisinin, toplumsal ve siyasal yapısının sorunlarının aşılmasının tek yoludur. Bu kadar kaynak varken, kaynak için işçi sınıfına yüklenmeyi savunmak ise hem gerçekleşmesi mümkün olmayan bir projedir, hem de bu projeyi savunanları halktan tümüyle koparır.

SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!
SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!

-11 Haziran “Sanayi Üretimi Bayramı” ilan edilebilir! Çünkü o gün sanayi üretiminde yüzde 50 dolayında artış olduğu açıklanacak.

-Sanayi üretimi iki ayda yüzde 6.5 arttı; yıllıklandırılmış artış da aynı oranda. Bu koşullarda bu artış iyi bile.

-Sanayici önünü görmeden, faiz ve kurun ne olacağını bilmeden yol almaya çalışıyor. Örneğin Merkez Bankası’nın yarın faizde ne karar alacağını öngörmek mümkün mü?

İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI
İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI

Türkiye İstatistik Kurumu Ocak 2021’den itibaren işsizlik verilerini ”Uluslararası Çalışma Örgütü ve AB İstatistik Ofisi kararları doğrultusunda” açıklamaya başladı. Aslında TÜİK, yeni uygulamaya açıkladığı tarihten önce başladı. İşine geldi. Çünkü TÜİK klasik işsizlik oranı dışında işsizliği kabul etmiyor.

ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR
ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR

Tekgıda-İş Sendika Akademisi’nin hazırladığı “Evde sömürülen işçiler” raporda evde çalışan işçilerin yaşadığı ücret ve hak kayıplarına dikkat çekildi.