Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
13 Aralık 2010
BÜYÜME EFSANESİ BİTİYOR…

Türkiye’nin Çin ve Hindistan’dan sonra en hızlı büyüyen ekonomi olduğu efsanesi, AKP iktidarı, dalkavukları ve yandaş medya meddahlarınca üflenip duruyor. Keşke öyle olsaydı… Bu yılın yüzde 7-8 büyüme oranına aldanarak ve bu yalan rüzgârının süreceğini sanarak ballandırılan bu efsanenin sonuna gelindi. Bakın nasıl…

BÜYÜME EFSANESİ BİTİYOR…

Türkiyenin Çin ve Hindistandan sonra en hızlı büyüyen ekonomi olduğu efsanesi, AKP iktidarı, dalkavukları ve yandaş medya meddahlarınca üflenip duruyor. Keşke öyle olsaydı Bu yılın yüzde 7-8 büyüme oranına aldanarak ve bu yalan rüzgârının süreceğini sanarak ballandırılan bu efsanenin sonuna gelindi. Bakın nasıl

Resmi biraz büyütüp 2007-2010 dönemini alalım. Bu dönemde ne kadar büyümüş Türkiye ekonomisi? 2007de yüzde 4.7, 2008de yüzde 0.7 ve ardından 2009da yüzde 4.7 küçülme. Diyelim ki 2010 büyümesi yüzde 8 olarak gerçekleşecek. Ne yapar bu dönemin büyüme ortalaması? Yüzde 2 Oysa 2002-2006 döneminin büyüme ortalaması yüzde 7 idi Yüzde 7 büyüme döneminden, yüzde 2 büyüme dönemine hızla vites düşürmüştür AKP iktidarı. Bu büyüme, Türkiyeye yeter mi? Şimdiden 3 milyonda kemikleşen ve yılda 500 bin artacak işsizler ordusuna bu büyüme iş-aş yaratır mı? Yaratmaz.

***

2010’un büyümesinin zorlama bir iç talep kışkırtmasına dayandığı da, büyüme parlak şalının altındaki diğer gerçek. Ekonomi, ihracattan rüzgâr alamaz hale gelince, varsa yoksa iç tüketime abanılmış durumda. Adeta dibi kazınarak iç taleple büyüme sağlanmaya çalışılıyor ama orada da bakın deniz nasıl tükeniyor

İlk 9 ayı dikkate alarak kriz öncesi ve sonrasının hanehalkı harcamalarını analiz edelim. Kriz yılı 2009’da özel tüketim yüzde 4 gerilemişti. Krizden çıkış yılı 2010’da özel tüketimin yüzde 6.6 arttığını görüyoruz. Demek ki, krizden çıkışta özel tüketim başat bir rol oynamış. 2010’un ilk 9 ayının tüketimi, kriz öncesi yıl 2008in 9 ayının tüketiminin yüzde 2.3 üstünde. Bu artışta yıllık yüzde 1.5 nüfus artışının rolü de unutulmamalı.

Kriz öncesini sollayan tüketim en çok hangi alanda diye baktığımızda, ailelerin giderinin dörtte birinden fazlasını oluşturan gıdanın, kriz öncesini yüzde 2.5 geçtiğini görüyoruz. Bu harcama artışında gıda enflasyonu da etkili elbette.

Harcamalarda ikinci sırayı alan ulaştırma-haberleşmede kriz öncesinin hâlâ yüzde 1.4 gerisinde harcamalar. Son zamanlarda hızlanan otomobil satışlarına rağmen bu kalem kriz öncesine dönememiş görünüyor. Krizde, özellikle beyaz eşya, mobilya, elektronik gibi ürünlere yapılan harcamalar yüzde 5 gerilemişti. 2010’da bu kalemdeki satışların, kredi kartı kolaylıkları, taksitli satışlar ve hükümetin vergi teşvikleri ile hızla arttığını gördük. Böylece mobilya, ev eşyası vbdeki harcamalar kriz öncesinin yüzde 9.4 üstüne çıktı. Keza, konut ve konutla ilgili harcamalarda da kriz öncesinin yüzde 3 üstünde bir harcama var. Krizde yüzde 14e varan oranda gerileyen giyim harcamalarının 2010da freninden boşaldığı ve kriz öncesini yüzde 2 geçtiğini görüyoruz. Kriz öncesine ulaşamayan en önemli kalem, eğlence-kültür harcamaları. Bu kalemde kriz öncesine göre yüzde 8.5 düşüş var.

Özel tüketimin, tüketici kredisi ve kredi kartı ile harekete geçirildiğini görüyoruz.

2008’de yüzde 24 oranında artan bu kredilerin 2009 artışı yüzde 11e düşmüştü. 2010un bitmesine 2 ay kala artışın yüzde 25i bulduğu ve cari fiyatlarla 162 milyar TLyi aştığı anlaşılıyor. Enflasyondan arındırıldığında bile kredilerde reel bir artış gözleniyor. Peki nereye kadar? İşsizlik yüzde 12de basamak yaparken reel ücret ve maaşlar artmazken hanehalkı nasıl, neye güvenerek yeni borçlanmalar yapacak ve iç talep canlı tutulacak? Tabii ki tutulamayacak ve AB krizi nedeniyle ihracat düşük seyredeceği için, sıcak para girişi ile de ithalat canlı kalacağı için büyüme iyice hız kesecektir. Bu dandik büyüme evresinin de sonuna gelinmiştir Bize yeni bir büyüme paradigması gerek.

mustafasnmz@cumhuriyet.com.tr

DİĞER HABERLER
YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ
YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ

Gıda fiyatlarındaki artıştan yumurta da etkilendi. Geçen ay tanesi 2 lira olan organik yumurtanın fiyatı 4 liraya yükseldi. Esnaf fiyatların haftalık olarak değiştiğini ifade etti.

EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA
EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA

TÜİK eylül ayında resmi enflasyonun yıllık yüzde 83,45 olarak hesaplandığını açıkladı. 24 yılın en yüksek enflasyonu yaşanırken iktidar baz etkisine güveniyor. Bu enflasyon hesabı ücret zamlarını etkileyecek.

GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE
GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE

Hazine ve Maliye Bakanlığı gıda sektöründe, 106 bin 821 şirketi vergisel yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmeyen mükellef açısından riskli kategorisinde bulunduğunu açıkladı.

ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (2003-2019 DÖNEMİ)
ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (2003-2019 DÖNEMİ)

Özelleştirme sürecinin başladığı ve hızlandığı dönemde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin çok büyük bölümü Türk-İş’e bağlı sendikalarda örgütlüydü.