Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Kızılay İçecek
MilkAcademy
AquaAna
LA LORRAİNE
ANADOLU ETAP
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
Kızılay İçecek
MilkAcademy
AquaAna
LA LORRAİNE
ANADOLU ETAP
ATAKEY
FELDA IFFCO
PERFETTİ VAN MELLE
KRAFT HEİNZ
SAFE SPİCE
SAGRA
İZTARIM
DOĞANAY
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Dr Oetker
Agthia
11 Aralık 2018
‘BÜYÜK ANLATI’NIN GERİ DÖNÜŞÜ

Küresel sermaye dünyanın yedi kıtasında uluslararası şirketlerin, dev kartellerin yönettiği tek bir küresel kapitalist piyasa istedi.

‘BÜYÜK ANLATI’NIN GERİ DÖNÜŞÜ

Küresel sermaye dünyanın yedi kıtasında uluslararası şirketlerin, dev kartellerin yönettiği tek bir küresel kapitalist piyasa istedi. Bu düşünce yeni değildi. Fakat sistemin teorisyen ve filozoflarının bu isteği bir imkân olarak gördükleri, bu yönde küresel bir program arayışına girdikleri tarih muhtemelen 1989 yılıydı.

O yıl Polonya’da başlayan olaylar bütün Doğu Bloku’nu çökerterek Moğolistan’a kadar yayıldı. SSCB’nin dağılmasına iki yıl vardı, fakat oligarkların işbirlikçi kesimi küresel piyasayla bütünleşmeye hazırdı. Deng Şiaoping’in “Zenginleşmek çok şerefli bir şeydir” dediği Çin aynı yıl gerçekleşen Tien Anmen olayları nedeniyle çöküşün eşiğinde duruyor gibiydi. Berlin’de ışıklı bir panoda Marx, göz kırparak, “Kusura bakmayın kardeşler, öylesine bir fikirdi” diye özeleştiri yapıyordu.
 
KÜRESEL PİYASANIN İKİ ŞARTI
 
Tek bir küresel kapitalist piyasa yaratmanın iki şartı vardı. Birinci şart, en zayıf ülkelerden başlayarak ulus-devletleri dağıtmaktı. Gümrük duvarları olmayan, iktisadî devlet teşekkülleri ve kamusal olan her şeyi özelleştirilmiş, büyük millî orduları küçülerek emperyalizmin hizmetinde paraya bağlanmış, ucuz işgücü çokuluslu şirketlerin kölesi olmuş, toplumsal kalkınma planlarından vazgeçmiş, güçlü yerel yönetimlerle parçalanmış, merkezsiz bölgeler yaratmak istediler.
 
İkinci şart, postmodernizmin Büyük Anlatılar (Grand Narratives) diyerek mahkûm ettiği her şeyi Küçük Anlatılar içinde parçalayıp etkisizleştirmekti. Modernizm, Aydınlanma, Akıl Çağı gibi büyük anlatıların yerini, yerel/bölgesel, çok parçalı, küçük (güzeldir!), somut ve soyut, bireysel ama aynı zamanda kişiye göre farklılaşan, zaman içinde sürekliliği olmayan anlatılar alacaktı. Bu anlayış siyaset alanına aktarıldığında, yerleşik düzeni devrimle yıkmak, iktisadi ve toplumsal yapıları dönüştürmek hem gereksiz hem de imkânsız olacaktı. Sınıf mücadelesi, her türlü Jakobenizmle birlikte terk edilecek, etnik grupların, dinî cemaatlerin, eşcinsellerin davalarını, yeniden tanımlanan “insan hakları” bağlamında savunmak gerekecekti. Finans baronları bu küçük anlatı mücadelelerini coşkuyla ve parayla desteklediler.
 
DEVLETİN DÖNÜŞÜMÜ
 
Fakat bu yönde gidilirken bir aksilik oldu. Daha doğrusu iki aksilik oldu. Birincisi; sosyal devletin verdiği bütün kamu hizmetleri özelleştirilince devlet denilen aygıt çıplak bir baskı gücüne, yarattığı zenginlerin muhafızına dönüştü ve ayrı bir silahlı anonim şirket gibi oldu. 1789’un Yurttaş Hakları, yerini müşteri haklarına bıraktı. Artık önemli olan müşterinin, yani tüketicinin memnuniyeti idi.
 
Fakat yapısı gereği sürekli kriz üreten kapitalizm bütün müşterileri memnun edemezdi. İşçi sınıfını sömürerek üreten klasik kapitalizmin yüzyıllardır süren sermaye birikim modeli bozuldu ve finans kapital sanallaştı; kapitalist müteşebbisin yerini finans baronları almaya, artık bir müşteri olan yurttaş giderek köleleşmeye başladı. Sonunda Fransızlar Bastille Meydanı’na Macron için giyotin yerleştirecek kadar öfkelendiler. Şimdi Büyük Anlatı’yı, sosyal devleti geri istiyorlar, müşteri değil yurttaş olmak için savaşıyorlar.
 
İkinci büyük aksilik, bazı bölgeleri kaybetmesine rağmen Rusya’nın eski imparatorluğunu yeniden kurmak için savaşı göze alması ve Çin’in kendi krizlerini çözerek dünya ticaretini ele geçirmeye başlamasıydı. Devletlerin Birinci Dünya Savaşı öncesindeki gibi bölünmesi, az ve çok gelişmiş bütün ülkelerde milliyetçi akımları güçlendirdi; ulus-devlet anlayışı küllerinden doğarken, insanlar özelleştirilen her şeyi nasıl kamulaştırırız, toplumsal kalkınmayı, planlı ekonomiyi nasıl gerçekleştiririz diye düşünmeye başladılar.
 
YENİ BİR ÇAĞ BAŞLIYOR
 
Batılı devletlerin kendi halklarını müşteri olarak tutma şansları tükendi. Müşteriler hizmetten memnun kalmadılar; yeniden sosyal refah devletinin yurttaşları olmak istiyorlar. Parasız eğitim, sağlık ve güvenlik istiyorlar. Bunu vermeyen devleti ayaklarının altında böcek gibi ezecekler.
 
Ulus-devletlerin halkları, emperyalizmin yeni insan hakları anlayışına göre bölünmenin kendileri için bir felaket olacağını anladılar. Öte yanda, şirketleşmiş devletlerin, herkesin her şeyi bildiği şu iletişim çağında, özellikle batı ülkelerinde insanları emperyal paylaşım savaşlarına ikna etme, kitle hâlinde savaş mezbahasına sürme şansı da azaldı.
 
Azgelişmiş ülkelerin ulus-devletleri ise parçalandıkları anda başlarına neyin geleceğini Irak, Libya ve Suriye örneklerinde çok somut olarak gördüler; bu yüzden, bu ülkelerin hükümetleri her türlü emperyalist baskıya direnecekler, direnemedikleri yerde halk ayaklanmalarıyla yıkılacaklardır. Sonuç olarak yeni bir direniş, ayaklanmalar ve devrimler çağı başladı. “Büyük Anlatı” modernite, ilerleme, ulus-devlet, vatan ve bayrakla birlikte geri döndü.
DİĞER HABERLER
GENEL BAŞKANIMIZ VE GENEL TEŞKİLATLANMA SEKRETERİMİZ NESTLE ERİKLİ SU FABRİKAMIZDA İFTAR PROGRAMIMIZA KATILDI
GENEL BAŞKANIMIZ VE GENEL TEŞKİLATLANMA SEKRETERİMİZ NESTLE ERİKLİ SU FABRİKAMIZDA İFTAR PROGRAMIMIZA KATILDI

Genel Başkanımız İbrahim Ören ve Genel Teşkilatlanma Sekreterimiz Engin Öz Nestle Erikli Su fabrikamızda düzenlenen iftar programına katılarak üyelerimizle bir araya geldi.

TRAKYA ŞUBEMİZİN KONGRESİ TAMAMLANDI
TRAKYA ŞUBEMİZİN KONGRESİ TAMAMLANDI

Trakya Şubemizin 16. Olağan Kongresi tamamlandı.

8 MART ETKİNLİĞİ
8 MART ETKİNLİĞİ

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Genel Merkez Kadın Komite Başkanımız Neslihan Taşoluk Nakaş, Aydın ilinde kadın üyelerimizle bir araya geldi.

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; kadın işçilerin insanca çalışma koşulları, eşit ücret ve temel haklar için verdikleri tarihsel mücadelenin simgesi olan önemli bir anma ve mücadele günüdür.