Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
KESKİNOĞLU
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
27 Ekim 2018
BU KEZ TERSİ:SOFRADAN TARLAYA

Son yıllarda daha çok tarladan sofraya gıda güvenliği sistemi tartışılıyor.

BU KEZ TERSİ:SOFRADAN TARLAYA

Normal
0

21

false
false
false

TR
X-NONE
X-NONE

Son yıllarda daha çok "tarladan sofraya gıda güvenliği" sistemi tartışılıyor. Bu sistemde uygulamanın kuşkusuz tarladan başlaması gerekiyor. Çünkü "gıda güvenliği" sisteminin amacı, gıdada insan sağlığına zararlı herhangi bir etkenin bulunmasının önlenmesidir. Bu etken bir cam kırığı, bir patojen bakteri veya bir pestisit kalıntısı vb. olabilir. Sofraya gelen gıdanın güvenli olması; bu potansiyel tehlikelerin birincil üretimden başlanarak adım adım elimine edilmesine bağlıdır.

Fakat bir de "gıda güvencesi" gerçeği var. Gıda güvencesi, insanın sağlıklı ve aktif yaşam için yeterli ve besleyici gıdaya erişme hakkı olarak tanımlanıyor.

Eğer günlük enerji alımı 1800 kaloriden azsa "yetersiz beslenme"den, gereğinden fazla ise "aşırı beslenme"den söz ediliyor. Birincisi kısaca büyüme ve gelişme geriliğine, ikincisi ise kilo fazlalığına ve buna bağlı diyabet, kalp, kanser gibi hastalıklara yol açıyor. Dolayısı ile optimal durum, diyet ile alman enerjinin her iki limitten de uzak olmasıdır. Ayrıca sağlanan enerjinin karbonhidrat, yağ ve protein arasındaki dağılımı da çok önemli.

Sağlıklı ve aktif yaşam için yalnız enerji gereksinimin karşılanması yeterli değil. Vitamin, mineral, amino asit ve yağ asidi gibi 40 dolayında yaşamsal besin öğesi var. Bunların her birinin, her gün belirli miktarda alınması (günlük gereksinim düzeyi) gerekiyor. Eğer alınan miktar günlük gereksinimi karşılamıyorsa bu kez "dengesiz beslenme"den söz ediliyor. Bunların eksikliği, kendine özgü bir sağlık problemine yol açıyor.

Geniş anlamda gıda güvencesi için hem makro (karbonhidrat, protein, yağ) hem de bu mikro (vitamin, mineral vb.) besin öğelerinin yeterince alınması gerekiyor.

Bir de gıda açısından "kendine yeterlik" kavramı var. Sağlık ve beslenme boyutu olmayan, salt ekonomik bir kavram. Bu kavramın da farklı tanımları var. Bir tanıma göre, bir ülkede tüketilen gıdanın yerli üretimle karşılaşmasıdır. Fakat burada gıda tüketiminin beslenme açısından yeterli ve dengeli olup olmadığı dikkate alınmıyor. Eğer bu sağlanamıyorsa gerçek anlamda kendine yeterliktin söz edilemez. Çünkü kendine yeterliği sağlayan yetersiz gıda tüketimi de olabilir.

Başka bir tanıma göre ise, gıda ihracatının gıda ithalatını karşılamasıdır. Fakat bu da yeterli ve dengeli beslenmenin güvencesi olamaz… Bir gıdanın ülke gereksinimi dikkate alınmadan ihraç edildiğini veya başka bir gıdanın gerekli olduğu halde ithal edilmediğini düşünelim. Her iki durum da ithalat-ihracat dengesi açısından olumlu fakat fakat gıda güvencesi açısından olumsuzdur. Çünkü insanların bu gıdalara erişimi zorlaşacaktır.

Bu nedenle, gıda açısından kendine yeterliğin en gerçekçi ölçütü dengeli beslenme gereksinimin ya da hakkının ne ölçüde karşılandığı, gıda tüketim profilinin sağlıklı ve aktif yaşama ne kadar uygun olduğudur. Günümüz dünyasında yaşanan trajedinin başlıca nedeni bu gerçeğin gözardı edilmesidir.

Dünya nüfusunun yüzde 11 ‘i yatağa aç giriyor ve yüzde 16’sı gıda güvencesinden yoksun. Aynı dünyada nüfusunun yüzde 9’u obez ve yüzde 19’u aşırı kilolu. Demek ki dünya nüfusunun yüzde 27’si yetersiz beslenme, yüzde 28’i ise aşırı beslenme nedeni ile sağlık problemi yaşıyor. Yetersiz ve aşırı beslenenlerin toplamı (yüzde 55) dünya nüfusunun yarsını aşıyor. Bu paradoksal durum çoğu ülkede aynı anda yaşanıyor. Ancak, bazılarında yetersiz beslenme, bazılarında ise aşırı beslenme daha başat.

FAO verilerine göre, 1990-92 döneminde 843 milyon olan aç insan sayısı 2017’de henüz daha 821 milyon düzeyindedir. Obezite oranı ise hızlı bir artış gösteriyor: WHO verilerine göre dünyada obezite oranı 1975’ten 2015’e tam 3 kat arttı. Bu sorunun da öğüt vererek ve vergi koyarak önlenemeyeceği görülüyor.

Açlığın çözüm yolu artık belli. Kısaca, gıda üretiminin açlığın yaşandığı ülkelerde artırılması ve bunun için de açlık sınırındaki insanların aile çiftçiliği yaklaşımı ile üretime katılması gerekiyor. Bunun yaşama geçmesi ise gıda açıklı ülkelerin dayanışmasına bağlı.

Fakat dünya ölçeğinde kalıcı bir gıda güvencesi için bunun da ötesine geçilmeli. Yeni sistemin hedefi, "herkese gereği kadar gıda" olmalı. Ne yetersiz ne de aşırı!.. Problemin çözümü, gıda üretiminin "sofradan tarlaya" yaklaşımı ile planlanmasından geçiyor. Yani, mevcut gıda tüketim profilinin eksiği ve gediği ile ortaya konulması…

DİĞER HABERLER
İŞÇİNİN TALEP DOSYASI YÜKLÜ
İŞÇİNİN TALEP DOSYASI YÜKLÜ

Asgari Ücret Tesbit Komisyonu’nun toplantısına işçi kesimi yüklü bir dosya ile geliyor.

ASGARİ ÜCRETE HALK AYARI
ASGARİ ÜCRETE HALK AYARI

Yöneylem’in araştırmasına göre halkın yüzde 55’inden fazlası ülkenin kötü yönetildiğini düşünüyor. Asgari ücretin 10 bin TL ve üzerinde olması gerektiğini ifade edenlerin oranı ise yüzde 50’yi buluyor.

EŞİTİZ BERABERİZ
EŞİTİZ BERABERİZ

ILO Türkiye Ofisi ve Sosyal Taraflar, Sivil Toplum, Özel Sektör Çalışma Hayatında Şiddet ve Tacizin Önlenmesi için ILO 190 Sayılı Sözleşme ile uyumlu bir çalışma yaşamı için bir araya geldi.

İSVEÇ’TE İŞ GÜVENCESİ VE KIDEM TAZMİNATI
İSVEÇ’TE İŞ GÜVENCESİ VE KIDEM TAZMİNATI

Türkiye’de giderek derinleşmekte olan ekonomik kriz, işçiler açısından iş güvencesinin önemini her geçen gün daha da artırmaktadır.