Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
28 Temmuz 2022
“BİR LOKMA, BİR HIRKA” FELSEFESİ ARTIK GERİDE KALMASIN MI?

Otomotivde gündeme getirilen ÖTV indirimi popülist bir vaat ama diğer yanda örneğin KKM için yapılan ödeme ekonominin gereği, öyle mi!

“BİR LOKMA, BİR HIRKA” FELSEFESİ ARTIK GERİDE KALMASIN MI?

Şu an Türkiye’de ortalamanın üstünde gelire sahip hiçbir devlet memuru bile bir köşede birikmiş parası yoksa ne ev alabilir ne sıfır bir araba.

Özünde “yetinmek” olan bir felsefe: “Karnın doyuyor mu, iyi kötü barınıyor musun, ötesini isteme, gerekmez zaten…” Ama nedense bunu diyen ne karnının doymasıyla yetinir ne sıradan bir barınmayla ne sıradan bir işle… Büyüdükçe büyümek ister; gücünü artırdıkça artırmak… Ama vatandaş yetinmeyi bilmelidir.

Şimdi CHP Lideri Kılıçdaroğlu bazı konularda çok somut vaatler dile getirdi, ön aldı ya; önce koro halinde bir ses yükseldi:

“Bunlar popülist politikalardır, popülist vaatlerdir; hem nerede bunların karşılığı, parası…”

Sonra iktidar da bu vaatleri birer ikişer gündeme almaya başladı. O koro halinde “Olur mu” diye haykıranlar bu sefer suspus oluverdi.

Demek ki olması gerekiyordu ve daha da önemlisi olabiliyordu.

Yıllar yılı ancak karnını doyurabilen, hayatını ancak idame ettirebilen milyonlara, son yıllarda yeni milyonlar eklendi.

Orta sınıf dediğimiz tabaka neredeyse tümüyle silindi gitti. Hep aynı felsefenin empoze edilmesiyle oldu bu:

“Bir lokma, bir hırka!”

Bu fiyata ev, otomobil alınabilir mi?

Bazı fiyatlar özellikle son bir yılda öylesine arttı ki, ortalamanın üstünde gelire sahip olanların bile bir ev, sıfır bir otomobil alması hayal oldu.

Türkiye ortalamasının üstünde belli bir maaşla çalışan kamu görevlileri; bir doktor, bir hâkim, bir öğretmen, bir polis, bir ordu mensubu… Söyler misin bunların hangisi maaşıyla ve bugünkü fiyatlarla ev alabilir, otomobil alabilir?

“Eski Türkiye” diye kötülediğimiz Türkiye’de emekli olan memur, emekli ikramiyesiyle iyi kötü bir ev alabiliyordu. “Yeni Türkiye” de var mı böyle bir olanak?

Ama bunlar gündeme gelmesin, “bir lokma, bir hırka” ya razı olunsun!

Niye olunsun?

Türk vatandaşı niye gidemiyor?

Antalya’ya Ruslar, Almanlar, İngilizler geliyor diye mutlu olacağız, Trabzon’a Arap turistler geldi, döviz bırakıyorlar diye sevineceğiz; alışveriş için Edirne’ye Bulgarlar akın edecek, Gürcüler Artvin’e, İranlılar Van’a…

İyi güzel, döviz kazanıyoruz kazanmaya da bu durumun altında yatan temel etken ne, niye ona hiç bakılmıyor?

Zaten o temel etken, yani sorun yüzünden bizim insanımız Rusya’ya ya da Avrupa’nın herhangi bir ülkesine tatile gidemiyor… Bırakın uzak sayılabilecek ülkeleri komşu ülkelere bile gidemiyor…

Daha da ötesi iyi sayılabilecek gelire sahip olanlar bile bırakın yurtdışını, kendi ülkesinde dahi tatil yapamaz hale geldi, özellikle bu yıl…

Vatandaş otomobil alamıyor, alsa rahat rahat binecek ölçüde akaryakıt alamıyor, eskiden var olan otomobiline binerken bile hesap yapmak zorunda kalıyor.

Hepsi şu inanılmaz artan fiyatlar yüzünden olmasın!

Sonra o fiyatların yönünü aşağı çevirecek öneriler gündeme getirildiğinde “Ama nerede para, ama bunlar popülist uygulamalar” teranesinden geçilmiyor.

Nerelere neler harcanıyor…

Açın bakın bütçe verilerini; nerelere ne paralar gidiyor.

Çok basit bir örnek…

Bu yılın altı ayında otomobildeki ÖTV’den 60 milyar gelir elde edildi, yılın tümü için öngörülen gelir 142 milyar.

Peki yalnızca dört ayda kur korumalı mevduat için ne ödendi, 37.2 milyar. Yani aylık ortalama 9 milyar, aynı tempoda giderse yıllık ödeme de 111 milyar. Üstelik bu tutar Hazine’nin ödediği, Merkez Bankası ne kadar ödeme yaptı, o sır, bilinmiyor. Bir de vazgeçilen vergi var.

Kur korumalı mevduat “ekonominin gereği”, vatandaşın ucuz otomobil almasını sağlayacak şekilde ÖTV’nin indirilmesi, o da tüm araçları kapsamayacak şekilde indirilmesi, “popülist bir uygulama” öyle mi!

KONUTTAKİ SORUNU ÇÖZMEK ÇOK ZOR

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ÖTV konusundaki açıklaması bugünden yarına gerçekleşmeyecek olsa da bir umut yarattı. Bu açıklamayı kim yapmış olsa bir umut doğardı. Çünkü konu vergi ve idari bir kararla üstesinden gelinebilir. Vergiyi düşürdünüz mü, fiyat düşer. Bunu ister Erdoğan söylesin ya da yapsın, ister Kılıçdaroğlu ya da görevde olan bir başkası.

Ama alınacak bir kararla üstesinden gelinemeyecek sorunlar da var. İşte konut fiyatları!

Bu köşede dün de yazdım. Konut fiyatlarında son bir yılda kaydedilen artış (o da resmi ve tam olarak ölçülmesi pek mümkün olmayan verilerle) yüzde 150’ye dayandı.

Artış oranı aslında ikinci planda. Mutlak değer çok küçük olsa artış oranı önemsenmeyebilir. Ancak tutar da öyle bir boyuta ulaştı ki, kıyıda köşede birikmiş parası olmayan birinin maaşla konut alması otomobil almaktan da zor.

İşte Merkez Bankası verileri ortada… 100 metrekare büyüklüğünde bir evin fiyatı Türkiye genelinde 1 milyon 195 bin, İstanbul’da 1 milyon 962 bin, Ankara’da 842 bin, İzmir’de ise 1 milyon 380 bin lira.

Bunlar ortalama fiyatlar ve herkes biliyor ki özellikle sıfır evlerin fiyatları bu tutarların kat kat üstünde. Sıfır evin fiyatı fırlayıp gidince ona denk evi olan fiyatı yukarı çekmez mi, o da çekiyor ve tüm fiyatlar artıyor.

Şimdi, hangi iktidar olursa olsun tutup ev fiyatlarını aşağı çekmeyi sağlayacak ve hemen etkisini gösterecek bir karar alamaz. Çünkü konutta alım-satım vergisinden başka vergi yok ve bu vergi de tümüyle kaldırılsa bile konut fiyatını etkileyecek boyutta değil ki…

Dolayısıyla konut fiyatlarındaki sorun görünürde çok yalın olmakla birlikte çözümü hiç de öyle değil.

Bugünden yarına bu sorunu kimse çözemez. Ama çözüm için yapılacaklar da belli:

– Konuta böylesine yoğun talep oluşmasını önlemek gerek. Bunun yolu da TL’yi güçlendirmek ve TL’de kalmayı cazip kılmaktan geçiyor. Türk parası tasarruf eden, geçen yıl eylülden beri olduğu gibi her gün “dayak yememeli”!

– İlk çözümü sağlayacak TL’yi güçlendirme adımı beraberinde enflasyonda düşüş de getirecek. Böylece enflasyonun tırmanıp gideceği algısı kırılabilecek. Bu sayede finans sistemi uzun vadeli ve düşük faizli kredi açabilir hale gelecek. Şimdiki gibi “maaş kadar taksit” dönemi sona erecek.

– TL güçlenince inşaat maliyeti baskısı kırılacak.

– Bir yandan talebin, diğer yandan maliyet baskısının azalmasıyla fiyatlar hızla geri gelmese bile en azından uzunca bir süre sabit kalacak.

Yani konutta sorun çok daha derin ve cin şişeden çıktı bir kere…

KAYNAK Alaattin AKTAŞ / Dünya
DİĞER HABERLER
YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ
YUMURTA FİYATINDA SERT ARTIŞ

Gıda fiyatlarındaki artıştan yumurta da etkilendi. Geçen ay tanesi 2 lira olan organik yumurtanın fiyatı 4 liraya yükseldi. Esnaf fiyatların haftalık olarak değiştiğini ifade etti.

EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA
EPİSTEMOLOJİK KOPUŞ ENFLASYONDA

TÜİK eylül ayında resmi enflasyonun yıllık yüzde 83,45 olarak hesaplandığını açıkladı. 24 yılın en yüksek enflasyonu yaşanırken iktidar baz etkisine güveniyor. Bu enflasyon hesabı ücret zamlarını etkileyecek.

GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE
GIDA SEKTÖRÜNDE 106 BİN 821 ŞİRKET RİSKLİ KATEGORİDE

Hazine ve Maliye Bakanlığı gıda sektöründe, 106 bin 821 şirketi vergisel yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getirmeyen mükellef açısından riskli kategorisinde bulunduğunu açıkladı.

ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (2003-2019 DÖNEMİ)
ÖZELLEŞTİRME KONUSUNDA TÜRK-İŞ’İN AÇIKLAMALARI (2003-2019 DÖNEMİ)

Özelleştirme sürecinin başladığı ve hızlandığı dönemde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin çok büyük bölümü Türk-İş’e bağlı sendikalarda örgütlüydü.