Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
BARRY CALLEBAUT
BEL KARPER
Cargill
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
17 Nisan 2022
BİR İSTANBUL PANORAMASI: EKMEK, ZEYTİN VE COCA-COLA

Evimin hemen yanında bir türlü bitmeyen metro inşaatı var. Artık çalışanlarla ahbap olduk.

BİR İSTANBUL PANORAMASI: EKMEK, ZEYTİN VE COCA-COLA

Öğle saatlerinde oradan geçerken kurdukları sofraya beni de davet ederler. Sekiz saat boyunca yerin altında ağır işçilik yapan dostlarım, her gün aynı sofrayı kurarlar, koca bir beyaz ekmek, bir avuç zeytin ve Coca-Cola. Çoğu taşeron olan işçilerin ay sonunda asgari ücret alamadıklarını adım gibi biliyorum, alsalar ne olacak, kuş sütü eksik sofralar mı kuracaklar, iyi ki Coca-Cola var. (Reklam gibi olmasın; Coca-Cola koka bitkisinden yapılır, güç veren bir bitkidir ve yükseklerde yetişir. Vaktiyle gittiğim Bolivya’da dinlemiştim, bir ara Vatikan İspanyol işgali altındaki bu topraklarda koka ekimini ve kullanımını yasaklamış, ne olmuş madenlerde çalışan işçilerin verimi düşmüş, onun üstüne Vatikan kendisi koka ticaretine başlamış.) İşte Coca-Cola böyle bir şey, insanı bir süre dinç tutabiliyor. Ve ağır işçi metrocuların en çok tükettiği: Ekmek, zeytin ve Coca-Cola.

Mahallenin kahvesinde de kimselerin yüzü gülmüyor ve sigara içenler hangi tütüncü sarma sigarada bir liralık indirim yapmış bunun peşinde; köpeği ve kedisi olanlar lüks tüketime giren kedi ve köpek mamalarından, sürekli artan veteriner ücretinden yakınıyorlar. Bizim buralarda bir ara bütün kediler obezdi. Gelen besliyor, giden besliyordu, bu ansızın kesildi ve kediler tavuk eti karıştırılmış mamaya alıştıklarından iyice hırçınlaştılar, kedisini üç günlük serum tedavisi bittiği için kucağında getirip kahveye oturan bir kedi sever, neredeyse ağlayacak, çünkü bir anda 4 bin lira bulmak zorunda.

Ve tabii mahallenin gediklisi, güzelim dilencisi Nazlı, iki çocukla da gezse eski parayı toplayamıyor. Bir zamanlar Nazlı’ya çocukları için mama alanlar şimdi onu görünce yollarını değiştiriyorlar.

Geçenlerde canım istedi, eskiden apartmanda özellikle belli aylarda aşure dağıtılırdı. Birden bu aşure dağıtımı sona erdi, benim de canım aşure çekti. Pastaneye gidip tahmini bir fiyat düşünüp bir porsiyon aşure aldım, o da ne, fişe baktığımda gerçekten acayip şaşırdım, 45 lira. Hemen satın alamayacağımı söyleyip pastaneden uzaklaştım ama şaşkınlık içindeyim, bir tas aşure 45 lira arkadaş. O şaşkınlıkla kahveye gittim, “Bir tas aşure 45 lira” dedim ve herkes bana garip garip bakıp “Artık böyle” dedi.

Ama şaşırdığım bir şey var, ben 45 liraya şaşırırken önümde on tane aşure alanlar vardı. Burası bir emekli semti, ne oluyor diye kafa yormaya başladım ve o zaman gördüm ki emekli paralarında aşırı bir sınıf farkı var. Şöyle dört yıl milletvekilliği yapan, aslında çoğu yan gelip yatan ya da milletvekili olmanın çeşitli parasal alanlarda keyfini çıkaran milletvekili emeklileri 25 bin lira emekli parası alıyorlar. Ömrünü 400 metre yerin altında ölümüne çalışarak geçiren SSK emeklisi maden işçisi en fazla 4 bin 500 lira emekli parası alıyor ama bir profesör 14 bin emekli parası alıyor; ikisi de ağır işçilik. Peki, polisler ne kadar alıyor, ben inceledim 7 bin lira. Bekçiler de imamlar da öyle. Ortada büyük bir haksızlık var. Her yerde olduğu gibi. Milletin memur olabilmek için nasıl canını dişine takarak uğraştığını bu adaletsizliği görünce anladım.

Kahveden çıkıp biraz aşağı doğru yürüdüğümde anlı şanlı Bağdat Caddesi’ne varıyorum. Yemek ve kahve mekânları tıklım tıklım. Buradaki kahvelerde çay 15 lira, kahvenin en küçüğü 15 lira. Millet birileri kalsın da oturalım diye kuyruk olmuş. Bir arkadaşım diyor ki “Işıl, biraz da E-5 üstüne git. Resmen zamanda yolculuk yapmış olursun.” Benimki de inat ya, bakalım bu zamanda yolculuk nasıl oluyor diye E-5 üstüne çıkıp marketleri kontrol etmeye başlıyorum. Vay canına yepyeni bir satış stratejisi geliştirilmiş. Torbalar içinde aslında çürümüş meyve ve sebzeyi bir yığın halinde orta yere koymuşlar ve üstüne de “Olgunlaşmış meyve ve sebze!” yazısını dikivermişler. Vallahi billahi pazarların dağılma saatine yetişemeyenler oradan alışveriş yapıyorlar.

Zaman içinde yolculuk yapıyoruz ya, Bahçeşehir Üniversitesi’nin boğazı kucaklayan terasında Dünya Sanat Günü kutlanıyor. İstanbul Sanat ve Kültür Derneği ve Artshop Yayıncılık iş birliğiyle onur ödülleri yeriliyor. Hiçbir sanat disiplini atlanmamış. Operacılar, şairler, ressamlar, dijital sanat yapanlar, kısaca toplanıp bir uçağa binseler ve uçak düşse Türk sanat alanı epey öksüz kalır. Ben de ödül alanlar arasındayım, bir ara gene ödül alan Türk resim sanatının duayeni Yahşi Baraz’a soruyorum: “Resim satışlarında durum nasıl?” “Acayip bir durum ortaya çıktı Işıl” diyor, “Ülke nüfusu 85 milyon ya, bunun içinde 8 milyonunda deli para var. Onlar ne yazık ki on-on beş sanatçının resimlerini su gibi alıyorlar. Çünkü onlar için resme verdikleri para çerez parası, gençler ise boya parası bile bulamıyorlar.”

Şimdi bunları neden anlatıyorum. Yapılan taramalarda ülkemizde 6-11 yaş arasındaki çocukların yüzde 85’inde kansızlık ve demir eksikliği tespit edilmiş ve gelişme bozukluğu alıp başını gitmiş. Yani etsiz, balıksız, sebzesiz sadece hamur işiyle beslenme en çok yeni kuşakları etkiliyor. Beyin gelişmesi olmayan, bedeni cılız bir kuşaktan ne bilgisayar uzmanları ne de mühendis, doktor, iş adamı, sporcu çıkar. Ülkemiz anneleri artık çocuklarına peynirsiz, ıspanaksız hamura katık olarak hamurun eşlik ettiği börekleri yediriyorlar. Ve mahallede her işimize koşan Ömer Usta soruyor: “Ne yapacağız?”

KAYNAK Işıl Özgentürk / Cumhuriyet
DİĞER HABERLER
TAT GRUBUNDAN SENDİKAMIZA ZİYARET
TAT GRUBUNDAN SENDİKAMIZA ZİYARET

Sendikamızın uzun yıllardır örgütlü olduğu, ülkemizin önemli gıda şirketlerinden Tat Gıda işletmemizin değerli işveren temsilcileri, sendikamızı ziyaret etti.

BU KADAR YANLIŞ BİLMEDEN YAPILMAZ
BU KADAR YANLIŞ BİLMEDEN YAPILMAZ

Siyasi iktidarın iki uygulaması var ki; bunlar tartışmasız, çok açık ve net olarak 85 milyon insanın hayatını olumsuz etkiledi ve Türkiye’yi her türlü riske soktu.

ÇİFTÇİLER SAVAŞIYOR
ÇİFTÇİLER SAVAŞIYOR

Tarla yerine savaşa gitmek zorunda olan Ukrayna’daki çiftçiler nedeniyle ülkenin tarımsal üretiminde riskler devam ediyor.

ILO’DAN ÇIRAKLIK ALARMI
ILO’DAN ÇIRAKLIK ALARMI

ILO Türkiye’deki çıraklık sistemini incelediği raporunda çırakların uzun çalışma saatlerine ve iş güvenliği tehlikelerine maruz kaldığını yazdı.