Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Elmacık Atasu
Belkalper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Socotab
Pepsi
Tuborg_Bira
Vakıf Zeytinlikleri
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Taris
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
06 Eylül 2018
BAŞINIZA KAKMIYORUZ AMA…

Üretim araçlarına el koymaktan burjuvalığa geçiş, azıcık mülkü olanı da mülksüzleştirerek, (mülkü işe yaramaz hale getirerek, elinden alarak) yaşamak için başkasına işgücünü satmaya mecbur köleler yaratılarak sağlandı.

BAŞINIZA KAKMIYORUZ AMA…

Üretim araçlarına el koymaktan burjuvalığa geçiş, azıcık mülkü olanı da mülksüzleştirerek, (mülkü işe yaramaz hale getirerek, elinden alarak) yaşamak için başkasına işgücünü satmaya mecbur köleler yaratılarak sağlandı. Binler, sonra milyonlar. Ortaçağın zincirli kölesi, işgücünü satmaya mecbur özgür köleye dönüştü. Üretim aracının esiri edilen bu modern köleye, ürettirmek, ürettiğine el koymak kaldı sonra. Ve gelsin fabrikalar, şirketler, holdingler, tekeller, sonra da sınırları aşan emperyalist tekeller…

“Ben sömürmeden zengin oldum” diyecek bir babayiğit varsa bir yerde, beri gelsin.
 
Değişmez mi?
 
Değişiyor, değişerek geldi her köşesi, her anı.
 
Hiçbir şey olduğu gibi durmazmış. Hele de değişime omuz veren bir manivela varsa, baş döndürücü hıza ulaşırmış değişim. Dahası, yaşamanın, yola devam edebilmenin yolu, değişmek. “Vazgeçtim, öleceğim” dese, yok olma şansı yok. Değişerek sürdürüyor varlığını bir şekilde. Toplumbilim bu, matematik bile bu.
 
Gelelim bizim meseleye.
 
Son 40 yılda, zora dayanarak üretime el koyma denklemini zorlayan başka şeyler oldu. Dışarıdan bir büyük eşkıya geldi, kapıları kırıp girdi içeri, oturdu posta, “Buraların ağası benim gayri” dedi.
 
Kırmakla kalmadı kapıyı bacayı, peşinden soktuğu yavruları ile, talan gedikleri açtı her bir köşede. Postun eski sahibi yerli burjuvaya da, “Maraza çıkarma, sen de köşeyi dönecen” dedi. Ellerini ovuşturdu bizim burjuva. TEKEL’i, TÜPRAŞ’ı, TELEKOM’u, Sümerbank’ı, SEKA’yı, SEK’i, PETLAS’ı ve nicelerini gösterdi gelen eşkıyaya.
 
Amerika idi eşkıya… 12 Mart ile denemiş, sonra 24 Ocak ile zorlamıştı kapıyı. Baktı ki olmuyor, “bizim oğlanların” süngüsünü kullanmıştı en son.
 
Yanına almış AB’yi, IMF, OECD, Dünya Bankası ucubelerini de salmış ortalığa, fellik fellik satılacak, talan edilecek, kapatılacak yer ararlar gayri.
 
Ormana dalan oduncuya, “Neyleyim ki elindeki baltanın sapı benden” diye acıyla seslenen ağaç gibiydi, satılan, yıkılan, kurumlar. Gönüllü balta sapları ise, TİSK, TÜSİAD, TOBB, MÜSİAD, hatta ASO, İSO vs vs. idi.
 
“Devlet üretimden çekilsin. Yatırım da yapmasın. Devletin ne işi var ekonomide. O sadece trafik polisi olsun” diyorlardı hep bir ağızdan. Bunların korosu seslendikçe, eşkıyanın iştahı daha da kabarıyordu.
 
Talan edilecek yer kalmadığını gören eşkıya, kılavuzları, balta saplarını yemeye koyuldu. Kozmetik sanayine el attı önce, sonra temizlik sektörü, sonra tarımsal sanayi ürünleri, sonra başkaları. Ulusal burjuvazi kendi ülkesinde kendi pazarında sokağa atılıyordu gayri.
 
“Ya benimle evlenecen, yoksa ölecen” diyordu eşkıya. Öyle de yaptı kimisi. Evlendi, şirket ortağı oldu, kurulu düzenlerinde aslan payı verdi eşkıyaya.
 
Gel zaman git zaman, eşkıyaya kapıları açanların bazıları anladı ne büyük hata yaptıklarını. “TÜPRAŞ’ı, TELEKOM’u, bankaları, santralleri satmayacaktık arkadaş. Hele de Doğu Anadolu’da her şeyi satarak PKK’yı büyüttük. İmkanı zorlayalım, geri alalım bunları. Devlet yeniden fabrika yapsın! Devlet sanayiye, tarına destek olsun!”
 
Eskiden “no devlet” diyorlardı, şimdi “ imdat devlet!”
 
İmana mı geliyor yoksa ulusal burjuvazi.
 
Demek ki neymiş?
 
Yeryüzünde eşkıyalar var olduğu sürece, devlet lazımmış. Hatta, en büyük güvence devletmiş. Devleti eşkıyaya teslim ettin mi, sen de altında kalırsın, inim inim inlersin arkadaş!
 
Şimdi ne yapalım? Başlarına mı kakalım?
 
40 senedir, sadece işçi sınıfına, köylüye, esnafa değil, size, ulusal burjuvaziye de devletin, bağımsızlığın, milli ekonominin, devletçiliğin değerini anlatırken, eşkıyayla birlik olup bizlere düşmanlık yaptınız mı diyelim?
 
40 sene sonra anladılar diye başlarına mı kakalım? Hadi oradan mı diyelim?
 
Hiçbirini yapmıyoruz, demiyoruz, kakmıyoruz. Eşkıyayı tanımanın her anı kıymetlidir. Zararın neresinden dönülürse kazançtır. Bu eşkıya ki, sana düşman, bana düşman, işçiye, köylüye, esnafa, yerli sermayeye, devlete düşman. Orduya, milli birliğe, ulusal sınırlara, her şeye düşman…
 
Ama hâlâ anlaşılmayan şeyler var. Hem de anladıklarınızı da tarumar edecek önemde şeyler.
 
TİSK’te, TÜSİAD’da, TOBB’da ve MÜSİAD’da bu zaaf hâlâ kuvvetle mevcut.
 
Tartışacağız. Tartışmak zorundalar. Sadece kendi içlerinde değil, sendikalarla, hükümetle ve milletçe tartışılması lazım. Kibrin, “odunumun parası” demenin zaman değil. Türkiye’nin geleceğidir söz konusu olan.
DİĞER HABERLER
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?
CARGILL İŞÇİLERİ 1000 GÜNDEN UZUN SÜREDİR NEDEN EYLEM YAPIYOR, ŞİRKET SUÇLAMALAR İÇİN NE DİYOR?

2018 yılında işten çıkarılan Cargill Türkiye işçilerinden sekizi, sendikal faaliyetleri nedeniyle Anayasa’ya aykırı olarak işlerine son verildiği gerekçesiyle 1000 günü aşkın süredir işe iade mücadelesi yürütüyor. BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan şirket, mahkemece hükmedilen tüm tazminatların ödendiğini ve sorunların hukuken çözüldüğünü belirtse de işçiler, “bir daha hak aradıklarında işten kovulmamak için” Cargill’de yeniden işbaşı yapma mücadelesini sürdürmekte kararlı olduklarını söylüyor.

GIDADA ARACI VURGUNU
GIDADA ARACI VURGUNU

Pandemide Türkiye’de liberal ekonominin en acımasız şekilde kendini gösterdiği sektör gıda oldu. Aracıların çiftçileri istediği fiyatı zorladığı, marketlerin aynı anda aynı oranlarda zam yaptığı bu dönemde vatandaş ve çiftçiler yoklukla mücadele ediyor, tüketici dernekleri acil müdahale çağrısı yapıyor.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)

Türkiye işçi sınıfı 1960’lardan günümüze çok büyük değişim gösterdi. 1960’lı yıllarda Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümü için işçi sınıfına umut bağlayanların nesnel olarak başarı şansı yoktu. Bugün ise işçi sınıfına dayanmayanların hiçbir başarı şansı yok. Dünkü yazımda bıraktığım yerden devam ediyorum.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL?

Türkiye’de günümüzde giderek daha da güçlenmekte olan “bağımsız ve demokratik bir Türkiye” ve “sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya” mücadelesinin ana gücü, işçi sınıfımızdır. İşçi sınıfımızın yapısını ve davranış dinamiklerini anlamadan, bu büyük sınıfın güvenini ve desteğini kazanmak mümkün değildir.

TEKGIDAIS

BEDAVA
İNCELE