Türkiye epeyce bir süredir ABD emperyalizmiyle savaş yaşıyor. Karşımızda ABD’nin hizmetindeki Fethullahçı casusluk ve terör örgütü, PKK ve IŞİD var. Tarihimizin İkinci Kurtuluş Savaşı’nı veriyoruz.
Türkiye bu kurtuluş savaşında da, çok ilginç bir biçimde, Ruslarla ittifak halinde. ABD, çeşitli bölgelerdeki operasyonlarını erteleyerek IŞİD teröristlerinin elini rahatlatırken, Türkiye’nin El Bab’a yönelik askeri operasyonunu Rus uçakları destekliyor.
Türkiye’nin İkinci Kurtuluş Savaşı’nda da müttefimiz artık Rusya. Türkiye’nin çıkarları ile Rusya’nın çıkarlarının örtüştüğü koşullar yaşıyoruz.
BİRİNCİ KURTULUŞ SAVAŞIMIZDA SOVYET RUSYA
1919-1922 yıllarındaki Birinci Kurtuluş Savaşımızda Sovyet Rusya’dan önemli miktarda silah, cephane ve altın aldık.
Bu konuda çeşitli araştırmalar var.
En kapsamlı araştırma, Alptekin Müderrisoğlu’nun birinci baskısı 1974 yılında yapılan Kurtuluş Savaşının Malî Kaynakları (MALİye Bakanlığı Ellinci Yıl Yay., Ankara, 1974) kitabı.
Bu kaynağa göre Sovyet Rusya’dan 11 milyon altın Ruble ve 100 bin lira değerinde külçe altın yardım aldık (s.545).
Ayrıca 37.812 tüfek, 324 makineli tüfek, 44.587 sandık mermi, 66 top ve 141.173 top mermisi aldık. Bunların yanı sıra, 4.000 el bombası, 4.000 şarapnel mermisi, 1500 kılıç ve 20.000 gaz maskesi temin edildi (s.548-549).
Stefanos Yerasimos’un Türk-Sovyet İlişkileri, Ekim Devriminden Milli Mücadele’ye (Gözlem Yay., İst., 1979, s.630-635) kitabında da Sovyet yardımının aylara göre ayrıntılı dağılımı verilmektedir.
Bu yardımın belirleyici önemi, Sakarya Savaşı’nda görülmektedir.
Sakarya Savaşı’nın başladığı 23 Ağustos 1921 günü silah mevcudumuz 54.572 idi. Bu tarihe kadar Sovyet Rusya’dan alınarak Anadolu’ya taşınmış tüfek sayısı 30.083’tü. Diğer bir deyişle, Sakarya Savaşı sırasında silahlı kuvvetlerimizin elindeki tüfeklerin yarıdan fazlası Sovyet Rusya’dan temin edilmişti.
Kurtuluş Savaşı boyunca silahlı kuvvetlerimizin kullandığı mermilerin yarısından fazlası da Rus yardımı olarak alınmıştı.
Makineli tüfeklerimizin dörtte biri, toplarımızın üçte biri Sovyet kaynaklıydı.
Sovyet Rusya’nın bu yardımı, kendi ulusal çıkarlarını korumaya yönelikti. İki ülkenin çıkarları örtüşüyordu.
ATATÜRK’ÜN VASİYETİ ARTIK GERÇEKLEŞİYOR
Atatürk’ün vasiyeti, Türk dış politikasının temelinin Sovyet dostluğu olduğu, bu dostluğa zarar verilmemesi biçimindeydi.
Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında bu politika uygulanmadı.
Gerek Süleyman Demirel’in, gerek Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde, Sovyetler Birliği ile ekonomik alanda önemli işbirlikleri gerçekleştirildi. Ancak bu süreçte Türkiye’nin Atlantik sisteminden kopması, ABD’den bağımsızlaşması sağlanamamıştı.
Şimdi dengeler tümüyle değişti.
Türkiye’nin geleceği Avrasya’dadır. Yıllardır belirttiğimiz bu tez, günümüzde gerçekleşmektedir.
Türkiye’nin ABD ile sürdürdüğü savaşta, müttefikimiz yeniden Rusya’dır.
Türk halkıyla Sovyet halkı 1920’li ve 1930’lu yıllarda emperyalizme karşı dayanışma içindeydi, kader birliği yapmıştı.
1915 yılında Türklerin Çanakkale zaferi olmasaydı, Rus Devriminin gerçekleşeceği kuşkuludur.
Birinci Kurtuluş Savaşımız sırasında Sovyetler’in silah, cephane ve altın yardımı olmasaydı, zafer kazanmamız daha zor olur, daha uzun zaman alırdı.
Türk ve Rus halklarının kaderi günümüzde yine örtüştü.
Türkiye’nin Atlantik sisteminden, NATO’dan, ABD’den kopması olasılığı her geçen gün artıyor.
Atatürk’ün dış politika konusundaki vasiyeti bugün uygulanıyor.