İŞÇİLERİN ANCAK YÜZDE 9’U SENDİKALI
TÜİK verilerine göre ücretli sayısı 16,3 milyonu geçti. Çalışma Bakanlığı verilerine göre 11,6 milyon sigortalı işçiden sendikalı sayısı 1,1 milyon. Her 11 işçiden ancak 1´i sendikalı.
1 Mayıs yaklaşırken ücretli sınıfın Türkiye’deki haklan ve kağıt üstündeki kazanından da konuşuluyor. Ücretli sınıf Anayasal haklarının ne kadarını kullanabiliyor? Çalışan sınıfın ekonomik-demokratik hakları, 1982 Anayasası’nın 53, 54 ve 55’i maddelerinde kağıt üstünde tanımlanıyor. Ancak sendika kurmanın önüne bir dizi baraj; onu geçince toplu sözleşme yapma yetkisinin önüne bir dizi baraj bulunmakta; onu geçen olursa uzlaşmazlık durumunda grev silahını kullanmanın önüne bir dizi baraj konuldu. Sonuçta, sendika, toplu sözleşme, grev hakkı Anayasa’da varmış gibi görünüyor ama pratikte kullanılamıyor.
ÖRGÜTSÜZ
TÜİK’e göre ücretli istihdam, 2003 ‘te 10 milyon dolayında iken 2013 sonunda 16,3 milyona çıktı. Neredeyse her 3 iş sahibi nüfustan 2’si ücretli. AKP döneminde hızlı bir işçileşme yaşandı. 16,3 milyon ücretiiden 2,8 milyon memur ve 2 milyon dolayında kayıtsız ücretli çıkarıldığında 11,6 milyon sigortalı işçi olduğu bildiriliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nm 2014 Ocak verilerine göre 2014 başında 11 bin 600 sigortalı işçi belirlendi ve bunlardan 1 milyon 96 bini sendikalı işçi. Yani işçilerin yüzde 9’u ancak sendikalı. Bunlar adına toplu sözleşme akdedilen işçi sayısı 700 bin dolayında.
TOPLU SÖZLEŞME
Yaklaşık 3 milyon memurun kamu sendikası var ama toplu pazarlık, grev haklanndan uzaktalar. Aynı şey 2 milyon kayıtsız işçi için de geçerli. Böyle olunca toplam 16,3 milyon ücredinin ancak yüzde 4’ü toplu sözleşme hakkını fiilen kullanabiliyor.
Toplu sözleşmeden yararlananların üçte ikisi tek yıllarda, üçte biri çift yıllarda sözleşme yeniliyorlar. Dolayısıyla toplu sözleşmeli toplam işçi sayısı iki yılın toplamı olarak alınıyor. Böyle yapılınca görülen bir diğer çarpıcı gerçek şu; 1990’lardan günümüze bu hakkı kullanabilen işçi sayısı hızla azalıyor.
1990-1991 dönemi TIS’den yararlanan işçi sayısı 1,5 milyon iken 1990’lı yıllar biterken 1 milyona indi, bugün ise 700 bin. 2001 krizi sonrası, AKP iktidarı döneminde geçen yıllarda, ekonomideki büyüme, ağırlıkla ucuz emeğin, rekabet gücü olarak kullanılmasıyla gerçekleşti. Buna paralel olarak, toplu sözleşmenin görece geçerli olduğu kamu işletmeciliği , hızlı özelleştirmelerle erozyona uğradı. 2013’e gelindiğinde toplu sözleşme nimetinden yararlanan işçi sayısının 700 bine indiği görülüyor. Bu, 1990-1991’deki 1,5 milyon işçiye göre yüzde 55’lik bir azalma demek.
YA GREV?
Toplamı 12 milyona yaklaşmış sigortalı işçiden toplu sözleşme hakkını kullananlar 700 bin. Ama daha vahim olanı, çalışanın en önemli savunma silahı grevin durumu. Grev uygulaması öylesine erozyona uğramış durumda ki, sadece adı var. 12 Eylül’ün anti-sendikal çalışma çerçevesine rağmen 1990’a doğru madencilikte yükselen işçi hareketi ile, o yıl 166 bin grevci işçi grev yapü. 1995’te yeniden yükselen grevler izleyen yıllarda iyice geri celaldi. 2000’de ancak 19 bine yalcın işçi grev hakkını kullanırken 2005’te greve çıkabilen işçi sayısı 3 bin 500 dolayına indi, 2010’dan itibaren ise yılda bini bulmadı.




















































































