İŞÇİDEN UZAKLAŞMANIN SONUCU
AKP; emekçinin yoksulluğundan, eğitimsizliğinden ve manevi değerlerine bağlılığından yararlanmaktadır. İşçi ve emekçiler sol partilerin söylediği ´Milli hükümet, Sol cephe, özgürlük, yolsuzlukla mücadele´gibi kavramları anlamamaktadır
AKP; emekçinin yoksulluğundan, eğitimsizliğinden ve manevi değerlerine bağlılığından yararlanmaktadır. İşçi ve emekçiler sol partilerin söylediği ‘Milli hükümet, Sol cephe, özgürlük, yolsuzlukla mücadele’gibi kavramları anlamamaktadır Ülkemizde 2013 yılının Ocak ayında Resmî Gazete’de yayınlanan sendikal istatistiğe göre, 10 milyon 881 bin 618 işçi bulunmaktadır. Aynca 3-4 milyon kadar emekçi vardır. Aileleriyle beraber bu sayı 50-60 milyon civarındadır.
Bu sayıya rağmen işçi ve emekçiler sahipsizdir. Türkiye, işçi ölümlerinde Avrupa’da birinci, dünya da üçüncüdür. Günde 4 ölümlü kaza ve 9 uzuv kayıplı kaza olmaktadır. 15 milyon 247 çocuktan 893 bin çocuk çalışmaktadır. Okulda olması gereken 6-14 yaş grubu çocukların 292 bini çalışmaktadır1.2014 yılının son üç ayında 276 işçi iş kazalarında ölmüştür2. Ocak aymda ikisi 14 yaş ve altı, üçü 15-17 yaş arası 5 çocuk işçi hayatını kaybetmiştir. Bu tablo gösteriyor ki Türkiye ekonomisinin çarkı, işçinin kanı sayesinde dönmektedir. ’19. yüzyıldaki işçi düşmanlığı gibi’ Bu tablonun sebebi, kapitalizmi en acı şekilde uygulayan AKP iktidarıdır. 2003 yılından sonra işçi ve emekçiler hak gasplarmda neredeyse 19. yüzyıl İngiltere’sinde yaşanan işçi düşmanlığını yaşamaktadır.
Yüz yıl geri gidilmiştir. En büyük darbe, kabul tarihi 22 Mayıs 2003 olan 4857 sayılı İş Kanunu’dur. Bir diğeri 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası’dır. 1 milyon 504 bin 481 işyerinden 1 milyon 440 bin 827’sinde 30 kişiden az işçi çalışmaktadır. 30 kişiden az işçi çalıştıran işyerlerine sendika yasağı getirilmiştir. Sadece Türkiye’de %2,3’ünde çalışan işçilerin sendika güvencesi vardır3. 2002 yılında taşeronda çalışan işçi sayısı 20 bin iken bugün kuramlara yayılarak 4 milyona yaklaşmıştır
Resmi kayıtlarda ise taşeron işçi sayısı 2002 yılında 358 bin, 2013 yılında 1.7 milyondur ‘Sol partilere işçiler oy vermiyor İşçi ve emekçiye diz çöktürülmüştür. Bu vahşi kapitalizme dur denilmezse taşeronlaşma, kıdem tazminatının kaldırılması, esnek çalışma, işçi kiralama büroları, iş güvenliği ve sendika düşmanlığı ilerki tarihlerde artacaktır. Sol partilere ise işçilerin oyu gitmemektedir. Ankara yerel seçim sonuçlarım örnek verecek olursak işçi ve emekçilerin yoğunlukta olduğu Sincan (AKP %57, MHP %28, CHP %9, İP %0.1, TKP ve ÖDP %0) Altındağ (AKP %63, CHP %23, MHP %8, İP %0.1, DSP %0.1, TKP ve ÖDP %0) ve Pursaklar (AKP %63, MHP %27, CHP %23, DSP %0.1) vb. bölgelerde sol partilerin oyu çok düşüktür veya yoktur.
Kapitalizmi en acımasız uygulayan, işçi ve emekçiye düşman partilere ise sempati duymaktadırlar. ‘Kanunların zararları işçilere anlatılmalı’ 81 il, 55 ile net göç vermektedir. 2008-2012 yılları arasmda net göç veren illerden her yıl 230 bine yakm kayıp yaşanmaktadır6. Şehirlere gelen insanlar işçi sınıfının saflarına katılmaktadır. Bu göçler konusunda sol partilerin çalışması var mıdır? 4857 sayılı Kanun’un işçi ve emekçiye verdiği zararları kim anlatacak? Sosyal demokrat ve sosyalist partiler ana gündemlerine işçi ve emekçinin sorunlarını almamaktadır. AKP kendi alanına çekerek işçi ve emekçinin yoksulluğundan, eğitimsizliğinden ve manevi değerlerine bağlılıklarından yararlanmaktadır.
Yoksullaştırılan ve işverenin baskısındaki işçi ve emekçiler sol partilerin söylediği "sol cephe, milli hükümet, özgürlük, yolsuzlukla mücadele" gibi kavramları anlamamaktadır. 1951 Frankfurt Toplantısı’nda demokratik sosyalist partiler bazı maddelerde anlaştılar. Bunlardan bir tanesi şöyledir: "Kapitalizmin karşısmdadır. İşçi eyleminin büyüyüp güçlenmesi ve insanlann bir avuç kapitalistin egemenliğinden kurtulmasını amacını güder. Sosyal demokrat partilerin temel tutumları ve özelliklerini ise Prof. Dr. Hüsnü Erkan ve Canan Erkan şöyle anlatıyorlar: "İşçi hareketlerinden kaynaklanmış ve sınıfsal niteliğini korumuştur.
Öncelikle ücretlileri ve maaşlılan temsil etmekte ve işçi sendikalarıyla yakın bağlantıları bulunmaktadır. Toplumda eşitlik, sosyal adalet ve sosyal güvenliğe dayalı sosyo-ekonomik modeli savunmaktadır.’* Sol partiler işçi ve emekçinin sorunlarını ve acılarını merkeze almalıdır. Sonuç Acil çıkış kapısı, bir an önce sosyal demokrat partiler ve sosyalist partiler özüne dönmelidir. Bu boş vermişlik veya olayın özünü anlamamada ısrara devam edilirse gelecek yıllarda da seçim sonuçları fazla değişmeyecektir. Dolayısıyla fabrikalarda, inşaatlarda, madenlerde olmaz ise Türkiye’de de huzur ve barış olmayacaktır.





















































































