RENKKÖRÜ SENDİKACILAR
1989 Bahar Eylemleri sürecinde ve sonrasında işçi eğitimlerinde meşru ve demokratik kitle eylemlerini anlatmada kullandığım bir örnek vardı.
1989 Bahar Eylemleri sürecinde ve sonrasında işçi eğitimlerinde meşru ve demokratik kitle eylemlerini anlatmada kullandığım bir örnek vardı.
Ankara’da Kızılay’da sabah saatlerinde az insan vardır. Yayalara kırmızı ışık yanarken karşıdan karşıya geçmeye çalışırsanız, trafik polisi size müdahale eder, sizi azarlar. Zaten araçlar da üzerinize üzerinize gelir. Kaçmak zorunda kalırsınız veya ezilirsiniz.
Aynı yerde bu kez kalabalık bir akşam üstü olanları izleyin. Hele mevsim kış olsun; soğuk hava iliklerinize işlesin. Karşıya geçip dolmuşa, otobüse yetişeceksiniz. Sizin gibi yüzlerce insan var. Yayalara kırmızı ışık yanarken kalabalık birikince, birkaç kişi ileriye doğru birkaç adım atar. Arkadan yüzlerce insan kırmızı ışıkta geçer. Hiçbir trafik polisi geçenlere müdahale edemez. Araçlar da durur. Geçişiniz belki kurallara aykırıdır; ancak kitlesellik fiili bir meşruluk sağlar.
Diğer bir deyişle, kırmızı ışıkta geçişin zamanı ve zemini vardır.
Kırmızı ışık ve kırmızı çizgi
İyi bir sendikacı, zamanın ve zeminin olgunlaştığı koşullarda kırmızı ışıkta geçer. Hayat zorladığında kırmızı ışıkta geçmeye cesaret edemezse, işçiler onun üzerine bir kırmızı çizgi çeker. Bu anlattığım yaşananların bir bölümü.
Bir de renkkörü sendikacılar var. Karşıya geçmek için yeşil ışığın yanmasını bekliyorsunuz.
Yeşil ışık yanıyor, ancak siz harekete geçmiyorsunuz. Ya renkkörüsünüz. Ya geçmişte birileri sizi iyice korkutmuş. Yayalara yeşil yanarken saygısız bir araç sürücüsü arabasını üzerinize sürmüş. Ya size çarpmış, ya da siz onun bu tavrına tepki gösterdiğinizde, iyi bir dayak yemişsiniz. Bazı sendikacılar bu durumda.
İşçilerin ve sendikaların bazı hakları var. Sendikacılar bu hakları ya bilmiyor, ya da kullanmaktan korkuyorlar. Yeşil ışık yanıyor; ancak onlar karşıya geçmek için adım atamıyorlar.
Yeşil ışıkta karşıya geçemeyenler
Türkiye’de günümüzde onaylanmış ILO Sözleşmelerinden kaynaklanan çok geniş sendikal hak ve özgürlükler var.
Kimse Türkiye’de sendikal hak ve özgürlükler açısından büyük engeller olduğunu ileri sürmesin! Bunu yapan ya çok saf ve bilgisizdir; ya da bizim saf ve bilgisiz olduğumuzu zannetmektedir. Hakların kağıt üzerine geçirilmesi bir aşamadır, kağıt üzerindeki hakların hayata geçirilmesi ayrı bir aşama.
Türkiye’de, Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca doğrudan uygulanırlık kazanmış olan ILO Sözleşmeleri sayesinde çok geniş sendikal haklar kağıt üzerinde vardır. Ancak sendikacıların çok büyük bölümü, kağıt üzerindeki bu hakların kullanılması konusunda en küçük bir çabayı bile göstermekten kaçınmaktadır.
Hakların kullanılabilmesi örgütlü güce, eğitimli üyeye, sendikalar arasında dayanışmaya, geniş ittifaklara bağlıdır. Bunlara sahipseniz, kağıt üzerindeki haklarınızı hayata geçirirsiniz.
Bunlar sahip olacak bilince, bilgiye, iradeye, kararlılığa sahip değilseniz, kağıt üzerinde varolan haklarınızı kullanma cesaretini gösteremezsiniz; sıkıntılar arttıkça sızlanıp durur, kırmızı ışığın yanmakta olduğu bahanesini ileri sürersiniz. Kırmızı ışık yanıyor olabilir. Arkanız kalabalıksa adım atmaya korkmayın.
Ancak genellikle yeşil ışık yanıyor. Renkkörlüğünü bırakın, gereken adımları atın. Yoksa hayatın zorlamasıyla sizin üzerinize kırmızı çizgi çizilecek.




















































































