Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
03 Ocak 2020
2019 YILI EKONOMİSİ VE 2020 BEKLENTİLERİ – 1

2018 Ağustos ayında başlayan kur krizinden sonra iyice krize giren ekonomimizi analiz ettiğimizde peki içi açıcı tablo ile karşılaşmıyoruz. Hele yıl kapanıp veriler kesinleştiğinde bunu daha iyi göreceğiz.

2019 YILI EKONOMİSİ VE 2020 BEKLENTİLERİ – 1

2018 Ağustos ayında başlayan kur krizinden sonra iyice krize giren ekonomimizi analiz ettiğimizde peki içi açıcı tablo ile karşılaşmıyoruz. Hele yıl kapanıp veriler kesinleştiğinde bunu daha iyi göreceğiz.

ZORLUKLAR VE KAYIPLAR
 
2019 yılı, işsizliğin yüzde 30’lara yaklaştığı ve yedi milyon civarında işsizi taşıyan bir ekonomi yılıydı. Yedi milyon asgari ücretli açlık sınırında (2.000 TL) çalışmaya mahkûm oldu. Nüfusumuzun yaklaşık yarısı ise yoksul durumda (Yoksulluk sınırı 6.00 TL.)
 
Enflasyon ve yüksek faiz ekonominin hararetini artıran en önemli dinamiklerdi. Faizlerde indirim sağlanarak ve enflasyon hesaplamaları değiştirilerek bu hararetin soğutulmasına çalışıldı. Ama çoğunlukla enflasyon ve reel faiz oranlarının düşüşüne kimse inanmadığı için dövizde kalma pozisyonunu kimse değiştirmedi. Döviz mevduatı 200 milyar dolara yakın kaldı. Bu tutar toplam mevduatın neredeyse 50’sini oluşturuyor.
 
2019 yılı iflasların, konkordatoların yaygınlaştığı bir yıldı. Borçlarını çeviremeyen, yüksek borç yükü içinde bulunan firmalar teslim bayrağını çektiler. Bu sonucu hazırlayan en önemli etken kur krizi idi.
 
Kredi borçlarını çıkarılan yasalara dayanarak orta ve uzun vadeli yapılandıranlar, borcu borçla ödemiş olmalarına aldırış etmeden soluk aldılar. Yeni kredi alamayanlar büyük nakit sıkıntısına girdiler. Döviz mevduatı olarak park etmiş mevduat daha önce krediye dönüştüğü için bankalar bakımından da yeni kredi kaynağı olma özelliği taşımadı veya bankalar yeni kredi vermekten risk nedeniyle kaçındılar.
 
Bankaları risk almamaya iten faktörlerin başında takipteki kredilerin 150 milyar liraya gelmesi idi. Diğer yandan bankalar da dış borç bulmakta ciddi sıkıntı çektiler.
 
2019 yılı 11 aylık bütçede vergi gelirlerinde ciddi gerileme oldu. Hedef 757 milyar TL iken 11 ayda 613 milyar lirada kaldı.
 
Bu yıl tüm işletmeler borç sorunları ile uğraşmaktan yatırımları düşünmeye ne zamanları ne mecalleri kaldı. Her gün banka kredileri ve faizlerini ödemek için kaynak peşinde koşmaktan bitap düştüler. Mevcut durumu (ciro, müşteri, karlılık) korumaları onlar için başarı olacaktı. Onu da başaramadılar.
 
Bu nedenle 2019 için büyümeden söz edemeyeceğiz. Küçülme ve durgunluk 2019’a damga vurmuş olacak.
 
İnşaat sektörü çöktü. Büyük küçük tüm inşaat firmaları yüzde yüz kredi ile inşaat yapmalarının cezasını 2019’de kötü biçimde çektiler ve çekmeye de devam edecekler.
 
DIŞ BORÇ TEHLİKESİ SÜRÜYOR
 
Dış borcumuz azalmıyor. Dış borcu ödeyecek kaynaklar suyunu çekti. Sıcak ve soğuk para gelmiyor. Katar da olmazsa yandık.
 
30 Eylül 2019 itibarıyla dış borç stok tutarları şöyle:
 
Net dış borç stoku (milyar dolar) 247.6
 
Net dış borç stoku (milyar dolar) / GSYH yüzde 33.7
 
Brüt dış borç stoku (milyar dolar) 433.9
 
Brüt dış borç stoku (milyar dolar) / GSYH yüzde 59.1
 
Hazine garantili dış borç stoku (milyar dolar) 14.4
 
GELİR DAĞILIMI BERBAT
 
Vergi adaleti olmadığından vergi yükünü yine emekçiler çekti.
 
En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik sınıf milli gelirin yüzde 50’sini aldı. En düşük gelire sahip yüzde 20’lik sınıf ise milli gelirin yüzde 6.1’ini aldı. Bunun anlamı ülkede yaratılan zenginliğin (!) yarısını gelir elde edenlerin beşte biri elde etmiş olması.
 
Dolaylı vergiler yine bütçe gelirleri içinde en önemli payı oluşturuyor. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı yüzde 60-70 bandında kalmış ve değişmiyor. Bunun anlamı çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmıyor (alınamıyor değil).
 
EKONOMİYE GÜVEN YOK
 
Ekonomiye güven diplerde. Bu nedenle tüm kesimler pozisyonlarını değiştirmiyor.
 
Hukuk ve demokrasi konusunda ciddi güvensizlik devam ediyor. Bunun en önemli göstergesi altının yatırım aracı olarak 2019’a damgasını vurmasıydı. Altın yüzde 33.6 – tahvil ve bono yüzde 31.4 – borsa yüzde 25.7, dolar yüzde 13.3 kazandırdı.
 
Güneyimiz alev alev. Savaş tehditlerinin her gün iyice bize hissettirdiği ve kaygı yarattığı bir iklimi yaşıyoruz. Bu iklimde de en hassas yerde biz varız.
 
Tüketime dayalı büyüme rakamlarına kimse inanmıyor. Harcamalar tüketim harcamalarından mı yoksa stoktan mı (eski üretimden) karşılanmış, bu halka söylenmiyor. Eğer stoktan harcama yapılmışsa büyüme bunun neresinde?
 
Hükümet ve destekçileri maalesef ekonomide gerçekçi değil. Ekonomik göstergelerle oynayarak ve devasa proje gösterişleri ile ekonomideki dengeleme ve düzelmeyi (Bu kelimelerde dillerde pelesenk oldu. Ekonomimiz dengeleme sürecine girdi. Ne demekse?) iddia ediyorlar. Halk ise cebine, alışveriş yaptığındaki durumuna ve sıkıntılarla boğuştuğuna bakıp bu sözlere kanmıyor.
 
Çoğu kimse de yiyecek-içecek ve alışveriş alanlarındaki kuru kalabalığa bakıp ne krizi kardeşim, ekonomimiz ne kadar canlı diye aldanıyor. Oysa şu anda tüm sektörlerde Türkiye ekonomisinin en az yüzde 80’nini Araplar taşıyor. Türkiye Araplar için cennet durumunda. Bizler işletme faaliyetlerini onlara göre planlıyoruz.
 
Devam edeceğiz..
 
Not: Rakamlar yaklaşık olup yuvarlatılmıştır
DİĞER HABERLER
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?
EKONOMİK KALKINMANIN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?

Ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için gerekli olan kaynaklar Türkiye’de mevcuttur. Bu kaynakların temini ve halkçılık ve kamuculuk (devletçilik) ilkeleri temelinde, planlı bir ekonomiyle ve halkın bu sürece etkili bir biçimde katılımını sağlayacak demokratik ortamda kullanılması, Türkiye ekonomisinin, toplumsal ve siyasal yapısının sorunlarının aşılmasının tek yoludur. Bu kadar kaynak varken, kaynak için işçi sınıfına yüklenmeyi savunmak ise hem gerçekleşmesi mümkün olmayan bir projedir, hem de bu projeyi savunanları halktan tümüyle koparır.

SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!
SABREDİN, SANAYİ ÜRETİMİ NİSANDA YÜZDE 50 ARTACAK!

-11 Haziran “Sanayi Üretimi Bayramı” ilan edilebilir! Çünkü o gün sanayi üretiminde yüzde 50 dolayında artış olduğu açıklanacak.

-Sanayi üretimi iki ayda yüzde 6.5 arttı; yıllıklandırılmış artış da aynı oranda. Bu koşullarda bu artış iyi bile.

-Sanayici önünü görmeden, faiz ve kurun ne olacağını bilmeden yol almaya çalışıyor. Örneğin Merkez Bankası’nın yarın faizde ne karar alacağını öngörmek mümkün mü?

İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI
İŞSİZLİĞİ HÜLLE DE KURTARMADI

Türkiye İstatistik Kurumu Ocak 2021’den itibaren işsizlik verilerini ”Uluslararası Çalışma Örgütü ve AB İstatistik Ofisi kararları doğrultusunda” açıklamaya başladı. Aslında TÜİK, yeni uygulamaya açıkladığı tarihten önce başladı. İşine geldi. Çünkü TÜİK klasik işsizlik oranı dışında işsizliği kabul etmiyor.

ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR
ÇALIŞANIN HAKLARI KORUNAMIYOR

Tekgıda-İş Sendika Akademisi’nin hazırladığı “Evde sömürülen işçiler” raporda evde çalışan işçilerin yaşadığı ücret ve hak kayıplarına dikkat çekildi.