Emeğin Gücü, Emekçinin Yanındayız...
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
TEKGIDA-İŞ SENDİKASI
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
Doğadan
Tarım Kredi Birlik
Bolez Piliç
Badem Su
İzmir Su
Elmacık Atasu
Belkarper
Sek_Süt
Yudum_Yag
ORYANTAL TÜTÜN PAKETLEME
Olin_Yag
NuhunAnkaraMakarnasi
Nestle_Su
Pinar
Savola
Pepsi
Tuborg_Bira
Nestle cereals
Yepaş Ekmek
Yesaş
Mey
Nestle
Mauri_Maya
Lipton_Dosan
Mondelez
TtlTutun
TrakyaBirlik
TavsanliUn
Tat
Tamek
Sırma Su
Sunel
Sibaş
KristalYag
Knorr_Besan
Kent_Cadbury
Efes
ELİT Cikolata
Erikli_Su
Eti
Evyap
Ferrero
Filiz Makarna
Timtas
Kavaklıdere
ibb kent ekmek
Hayat Su
Haribo
Frito Lay
BAT
Barilla_Makarna
Banvit
Aroma
Ankara Fırınları
Akmina
Alpin Su
Bimbo QSR
Bolca Mantı
BUNGE YAĞ
Chipita Gıda Üretim A.Ş.
Coca Cola
Damla Su
Danone
Doğuş Cips
Dr Oetker
Agthia
19 Ocak 2021
1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)

Türkiye işçi sınıfı 1960’lardan günümüze çok büyük değişim gösterdi. 1960’lı yıllarda Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dönüşümü için işçi sınıfına umut bağlayanların nesnel olarak başarı şansı yoktu. Bugün ise işçi sınıfına dayanmayanların hiçbir başarı şansı yok. Dünkü yazımda bıraktığım yerden devam ediyorum.

1960’LARIN İŞÇİSİ NASILDI? GÜNÜMÜZÜN İŞÇİSİ NASIL? (II)

TÜKETİCİ KREDİSİ VE KREDİ KARTI BORÇLARI

1960’lı yıllarda insanlarımız sade yaşardı, sade yaşamak zorundaydı. Bu nedenle insanımız genellikle ev sahibi olabilmek için yakın akrabasından borç alırdı. Bankaların tüketici kredileri veya kredi kartları yoktu. Günümüzde insanlarımızı bir tüketim çılgınlığı sarmış durumda. Ekonomik kriz derinleşmeden önce işlerin iyi gittiğine inanan birçok işçi, ciddi kredi kartı ve tüketici kredisi borcuna battı. Birçok işçi, en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, sermayedar sınıfa karşı riskli bir mücadeleye girmek yerine, kredi kartına ve tüketici kredisine sığındı. Ancak deniz tükendi. İşçi sınıfının çok geniş kesimleri, büyük borç yükü altında.

EĞİTİM DÜZEYLERİ VE BİLGİYE ERİŞİM OLANAKLARI

Eskiden DİE tarafından beş yılda bir nüfus sayımları yapılır ve sayım sonuçları iki kitap halinde yayımlanırdı. Kitaplardan biri, Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri başlığını taşırdı. 24 Ekim 1965 tarihinde yapılan nüfus sayımının sonuçları da 1969 yılında yayımlandı. 1965 yılında Türkiye’deki 2.989.321 ücretlinin (işçinin ve memurun) 614,3 bini (% 20,6) okuma yazma bile bilmiyordu. 441,8 bini (% 14,8) okuma yazma öğrenmişti; ancak ilkokul mezunu bile olamamıştı.

Yalnızca beş yıllık ilkokulu bitirenlerin sayısı 1.328,2 bindi (% 44,4) idi. 198,4 bini (% 6,6) 3 yıllık ortaokul, 107,7 bini (% 3,6) 3 yıllık lise mezunuydu.

Geride kalan 299 bin (% 10,0) kişi de meslek okulları, yüksek okullar ve fakülteler mezunuydu. Diğer bir deyişle, ücretlilerin yüzde 35,4’ü daha beş yıllık ilkokul mezunu bile değildi ve beşte biri okuma yazma bile bilmiyordu. TÜİK verilerine göre, 2013 yılında Türkiye’deki 16 milyon 353 bin ücretlinin yalnızca 238 bini (% 1,5) okuma yazma bilmiyordu. 509 bini (% 3,1) okuma yazma öğrenmişti; ancak ilkokul mezunu bile olamamıştı. Yalnızca beş yıllık ilkokulu bitirenlerin sayısı 4 milyon 265 bindi (% 26,1). 1 milyon 316 bini orta veya dengi okul ve 1 milyon 774 bini ilköğretim (8 yıl) mezunuydu. Böylece toplam 3 milyon 90 bini (% 18,9) bu durumdaydı. Yüzde 12,3’ü (2 milyon 7 bin kişi) lise ve dengi okul mezunuydu. Yüksekokul veya fakülte mezunlarının sayısı 4 milyon 294 bin, bunların toplam ücretliler içindeki oranı ise yüzde 26,3 idi. 2019 yılında ise örgün eğitim düzeyi daha da yüksekti. TÜİK verilerine göre, 2019 yılında Türkiye’deki 19 milyon 216 bin ücretlinin yalnızca 331 bini (%1,72) okuma yazma bilmiyordu. 488 bini (% 2,54) okuma yazma öğrenmişti; ancak ilkokul mezunu bile olamamıştı.

Yalnızca beş yıllık ilkokulu bitirenlerin sayısı 4 milyon 99 bindi (% 21,33) 1 milyon 542 bin kişi orta veya dengi meslek okulu ve 2 milyon 96 bin kişi ilköğretim (8 yıl) mezunuydu. Böylece toplam 3 milyon 638 bin kişi (%18,93) bu durumdaydı. Ücretlilerin yüzde 23,29’u (4 milyon 474 bin kişi) lise ve dengi okul mezunuydu.

Yüksekokul veya fakülte mezunlarının sayısı 6 milyon 185 bin, bunların toplam ücretliler içindeki oranı ise yüzde 32,19 idi. İşçi sınıfımızın örgün eğitim düzeyinde olağanüstü büyük bir gelişme söz konusu. İşçilerin ve memurların yüzde 32’si üniversite, yüzde 23’ü lise ve dengi okul mezunu. 1960’lı yıllarda işçi sınıfımızın çok büyük bölümünün evinde televizyon yoktu. Gazete dağıtımı sınırlıydı. Günümüzde evlerdeki bilgisayar, ceplerdeki akıllı telefonlar aracılığıyla dünyanın herhangi bir yerindeki bilgiye anında erişme olanağı var. Ayrıca, insanlar birbirleriyle çeşitli gruplar aracılığıyla anında haberleşebiliyorlar.

MÜCADELE DENEYİMİ BİRİKİMİ

Bir de son elli beş yıllık dönem boyunca sınıf mücadelesindeki birikimi düşünün. 15-16 Haziran 1970 eylemlerinden fabrika işgallerine, grevlerden 1989 Bahar Eylemlerine, Zonguldak TTK işçilerinin 4-8 Ocak 1991 Zonguldak-Mengen yürüyüşüne, kamu çalışanlarının 1995 yılındaki Kızılay işgalinden, 24 Temmuz 1999 Emek Platformu Kızılay Mitingi’ne, özelleştirmelere karşı fabrika işgallerine, Tekel işçilerinin Ankara’daki 78 günlük mücadelesine, vb. daha neler var neler.

Tüm bu etmenler düşünüldüğünde, işçi sınıfının 55 yılda çağ atladığını, günümüzde bağımsız ve demokratik bir Türkiye, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya mücadelesinde temel güç olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Günümüzde halkımızın çok büyük bölümünü oluşturan işçi sınıfının güvenini ve desteğini sağlayamayan hiçbir siyasi hareket başarı kazanamaz.

KAYNAK Yıldırım Koç / Aydınlık
DİĞER HABERLER
2020 YILININ SON ÜÇ AYINDA EKONOMİDEKİ GELİŞME HIZININ YÜZDE 6-7 OLMASI BEKLENİYOR
2020 YILININ SON ÜÇ AYINDA EKONOMİDEKİ GELİŞME HIZININ YÜZDE 6-7 OLMASI BEKLENİYOR

Türkiye’yi Mart ayında yoğun bir ekonomi gündemi bekliyor. Gözler bir yandan 2020 yılının son 3 ayı ve yılın tümü için açıklanacak gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerine çevrilirken, bir yandan da 2 hafta içinde duyurulacak ekonomi paketine odaklanacak.

KISA ÇALIŞMA SONRASINA DİKKAT
KISA ÇALIŞMA SONRASINA DİKKAT

Şayet uzatılma kararı alınmazsa fesih yasağı 17 Mart’ta, kısa çalışma 31 Mart’ta bitiyor. Bazı işyerleri şimdiden işçiye ‘istifa et kıdemini ödeyeceğim’ demeye başladı. Bu süreçte işçilerin mağduriyet yaşamamaları için bazı noktalara dikkat etmeleri gerekiyor.

EKONOMİ YENİ BİR KRİZİN EŞİĞİNDE
EKONOMİ YENİ BİR KRİZİN EŞİĞİNDE

Dolarizasyon hem boyut olarak arttı. Hem de artık kur hareketleri ekonomiyi yönetmeye başladı. Dolar kurundaki dalgalanma kırılganlık tarifine bile sığmıyor;

İŞSİZLİK EN BÜYÜK SORUN
İŞSİZLİK EN BÜYÜK SORUN

Vatandaşlar, korona virüsten çok işsizlik ve yoksulluktan endişe duyuyor. İşsizlik, %44 ile halkın en önemli sorunu.