Seçimler bitti, kazanan ve kaybedenler belli oldu. Uzun süredir ilgi alanımızdan çıkan ancak artık önemli hale gelen ekonominin ısınması, cari açık ve işsizlik gibi çok önemli hususların ciddiye alınma zamanı geldi ve geçiyor.
23 Şubat günü Sol’da yayınlanan “TEKEL Direnişi ve 22 Şubat Kararları Üzerine…” başlıklı yazıda TEKEL işçilerine “sözde” destek için 22 Şubat’ta toplanan konfederasyon yöneticilerinin 3 ay sonraya bir eylem kararı almalarını eleştirmiş ve yazıya şu sözlerle son vermiştim :
Türk-İş, DİSK, KESK ve Kamu-Sen’in ortak karar aldığı 26 Mayıs genel grevine 8 gün kala, konfederasyonlardan hâlâ net bir açıklama yapılmadı. Herkes sorumluluğu birbirine atarken, konfederasyonların eyleme ilişkin nihai açıklama yapmak üzere Perşembe günü bir araya gelmeleri bekleniyor.
Netameli aydı, pusluydu hava. Yoksul ve yorgundular. Yüreklerini ve umutlarını alıp gelmişlerdi. Süslü cümleleri, büyük lafları yoktu lügatlarında. Talepleri yalındı. Ekmek, iş ve güvence istediler. Dönmek ve ölmek eş anlamlıydı artık.